27 Mart 2020 Cuma

Bir günün hikayesi...

Bizim elektrik süpürgesi 1997 den beri kullanıldığından, artık mortu çekmişti. Filtresi berbattı. Kış ortasında tamirciye götürdük ama bir iki kez kullandıktan sonra yine kullanılmaz hale geldi. 

Araştırdık falan ama aklımızın kestiği bir marka olmadı. O süreçte dikey elektrikli bir gırgır gibi bi şey aldık. Amann o kadar rahat, o kadar iyi geldi ki... Fırt eline al, mutfağa götür, fırt kedi kızın çıkardığı kum taneciklerini çek. Fakat o da gelgelelim, derin temizlikte çok da etkin olmuyordu.
Nur geçen telekom hazretlerine giderken, bim marketinde Miele marka elektrik süpürgesini 600 tl. ye görmüş. Bugün satışa sunulacaktı. Sabahın 10 da gittik. Bahçelievler Bim mağazında bulduk ve cavsladık. 
Gerçi kasada kız bir türlü kredi kartını aktive edemedi. Salak daha önce 600 tl lik alışveriş yaptınız mı falan diyor. Bi de göz möz devirip, atar yapıyor aklınca. Neyse diğer kasaya gidip, süpürgeyi alabildik. Eve geldik ve süper çıktı. İyi günlerde kullanalım ve ömrü uzun olsun ve arıza çıkarmaz umarım.
Sonra sabah 11 de pirinçli domatesli enginar yaptım. Şahane oldu.

Bugün sonrasında nasıl geçti, işkence kazağımın ipiyle bir dolu bir boş örmeye başladım, büyük bir motif yaptım. Arasına sarı ve siyah yün vardı biraz onlardan ekledim. Ama o renkler bitti. 

Evde kal Türkiye, ama nereye kadar, mesela Kemeraltı'ndan evde ekmek yapmak için siyez unu almaya gitmemiz gerekiyor; suluboya kağıdı ile, siyah renk suluboya kalemi almamız gerekiyor. Bu arada siyah ve sarı renk de aliciğim efenim... Büyük motifler yaparak birleştiricem. Ayy kendimi çok domestik görüyorum şu son günlerde.

Biraz da Küçük İskender'in "Türkçe sözlü hafif mavi" kitabından okudum. Denemelerden oluştuğu için devam da gerekmiyor...

Bugünler böyle gelip geçerken, yani biz insan denen canavarlar evlere tıkılmışken, doğa da bizden kurtuluyor sanki. Ağaçlar, nehirler, denizler sanki daha özgürleşti ve rahatladı sanırım. Sanki 70 li yıllardaki yaşam tarzına döndük. Tatil yok, evde üreterek vakit geçirme ve kendi kendine oldukça yetebilme becerilerine sahip olmaya dönüş başladı gibi. Instagramda ekemek yapmayanı ve fotoğrafını paylaşmayanı dövüyorlar. Tabii benim bir önceki postumdaki gibi değil, yaptıkları ekmekler. Hah hah hahahahah....

Ama bu tarza dönüş oldukça iyi ama hamur işini abartanlar da var baya. Poğaçalar, börekler, pastalar falan da filan da. Uzman hanımlar ve beyler, karbonhidrat tüketerek bağışıklığınızı düşürmeyin diyorlar. Biz zaten pek tüketmiyorduk. Pek tüketmemeyi de bıraktık, artık hiç tüketmiyoruz. /Ekmek dışında) Bağışıklık sisteminin güçlü olması çok önemli. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz ama bir türlü spora (çok da değil ya, ev şartlarında) başlayamadım. Klasik olmasın diye Pazartesi başlıcam demicem, Salı ya da Çarşamba başlarım. Hah hah hahahah... Bilemedin, Perşembe.
Hadi bakalım şimdilik hoşça kalınız efenim...
Biraz internet alemlerinde dolaşayım ve sonra da mutfak ofisime gidip, bulaşıkları yıkayayım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder