25 Aralık 2020 Cuma

Müşteri günü

 


Bugün, yani 25 Aralık 2020 Cuma günü saat 15.00 de artık kaçıncısı olduğunu bilmediğim, yeni evli karı koca müşteri geldi. Beğendiler gibi oldu fakat işte çatıymış, masrafmış, falanmış, filanmış. İlk zamanlar müşteri geldiği zaman mutlak alıcıymış gibi düşünerek hem heyecanlanıyor hem de çok umutlanıyordum. Hatta bundan önceki müşteri (Manisalı) çok beğendiler, bankaya kredi için başvurdular fakat gelirlerinin az olmasından dolayı, kredi çekemediler. Oysa biz artık kesin oldu bu iş diye düşünüp N. üzeri incili tüylü pofidik terlik bile aldı. Tabii terlik alınamaz bir şey değil ama malum alttaki orospular yüzünden bu evde istediğimiz gibi terlik giyemiyoruz. Altı lastik değil Plastik olması lazım. O "P" harfi var ya, "P" harfi istediğimiz gürültüyü sağlıyor. Ömer Seyfettin'in Yüksek Ökçeler isimli hikayesindeki gibi.

Bu alt takımdan midem bulandı, bok oğlu boklar...

Neyse bugüne, bugünkü duygularıma gelirsek; hiç de içimde ümit yok. O kadar işler kesat ve alıcılar da kılı kırk yarıyorlar ki, en son anda aile üyelerinden biri bir kıllık yapıyor ve iş olacakken olmuyor.

Bu gece yazı yazayım diyorum. Dün pazardan gelirken takside bir sahne için çok güzel bir tanımlama aklıma geldi.

Çarşamba günü kağıt ve beyaz ve siyah kalem aldım. Bazı geceler de resim yapıyorum. İşte güzel geçiyor günler ve geceler...

Tabii gönül güzel ve alt yapısı çok daha güzel ve büyük balkonlu bir evde yaşasın. Bakalım olacak inşallah diyelim...

Bunun haricinde bugünlerde deliler gibi yer fıstığı yiyorum, adeta bağımlısı oldum... Sezon boyunce 4-5 kilo olmuştur sanırım. Yuhhh bana...

Aaa bir de hep istediğim Oblomov kitabını nihayet aldım. Baya bi kalın. Adam iki ayda yazmış iyi mi? Bir de "Damızlık Kızın Öyküsü" kitabını aldım. Ooo bi yığın kitabım var okunacak. Saramago'nun "Görmek" kitabı var... Zaten şu anda "Cesur Yeni Dünya" kitabını okuyorum. Maalesef işler güçler dolayısıyla, parçalı bir okuma oldu ve baya bi nahoş oldu.

İşte böyleyken böyle ve ben kaçar. Bugün iki ekmek pişirdim ve hala evin içi fırın kokuyor, saat 18.00, kombiyi yeni çalıştırdık. Fakaaattt ondan önce sıcak ekmek, çeçil peyniri ve salamla muhteşem bir ikindi kahvaltısı   yaptık. Ehhh, ben kilo almayayım da kim alsın.

Hadi byyyy

12 Aralık 2020 Cumartesi

3 Aralık 2020 Milat galiba...





3 Aralık 2020 bizim için milat gibi bir şey oldu. Gerçi kesin olarak bir şey yok ama Pazartesi günü Savaş'ı arayacağız. Konuşamaya göre de, Salı günü yollara düşeceğiz sanırım. Okadar çok yer baktım ki, istediğin gibi bir yer için çok az yer çıkıyor.

İki gün önce biraz yoga yaptım ve baya bi terledim. Dün böyle grip olur gibi oldum ve hemen adaçayına abandım. Şimdi iyiyim ve kış boyunca da adaçayı içemeye devam. Tadı da kötü değil, hatta hoşuma bile gidiyor bol limonlu limonlu...

İki gün önce Hasan li Toptaş ın geçmişte, Pelin Buzluk isimli edebiyatçıya yapmış olduğu taciz twitterı yıktı geçti ve halâ gündemde. Hatta bir yazar da intihar etti. Bu erkeklerden gerçekten midem bulanıyor. Ama yaptıklarının ortaya çıkması da iyi oldu. Kendilerini bir şey sanıyorlar ve her kadın da emirlerine amade. Yine de Hasan Ali'nin bunu yapmasına doğrusu şaşırdım. N. yine mi onun haberine bakıyorsun diyor. Yayınevi yollarını ayırdı, Kuşlar Yasına Gider isimli kitabı, filme uyarlanacakken o da iptal olmuş.

Bir de Ali Lidar hadisesi var; haber twitterda çıktığında hemen Hasan Ali'ye yancılık yapan ve kadınları aşağılayan bir twit atarak bilmeden kendini ipini çekt. İthaki yayınevi de onunla yollarını ayırdı. Resmen şiirleri ünlü şairlerin dizelerinden aşırma. Zaten onu hiç sevmiyordum ve İthaki yayınevi de onu sırf popüler olduğundan dolayı ticari düşünerek bünyesine kattığını düşünüyordum. Sonra ticari sağa çekti ve elemanı aşağı indirdi. Hak etmeyen insanlar, hak etmedikleri yere gelince sinir oluyorum. Ama Hasan Ali öyle değildi, kesinlikle haklı bir başarıydı ama başarısı karakterine fazla geldi ve bokunu çıkardı.

Neyse dünden beri acayip bir yağmur var, dün gece ve bugün şarıl şarıl yağdı durdu. Bizim tavanlar; yatak odası, salon, oturma odası akıp duruyor. İnşallah şu dertlerden en kısa zamanda kurtulucaz.

26 Nisan 2020 Pazar

Doğumgünüm:)


Bugün benim doğum günüm. her şey çok güzel ve daha da güzel olacağına inanıyorum. 
Sağlıklı, mutlu, başarılı, huzurlu günler bizimle birlikte. Herşeyin en iyisi bizimle olsunnnn....

24 Nisan 2020 Cuma

Aşağıdaki aşağılıklar...


aşağıdaki orospu çocukları yine gıcırdamaya başladılar. bugün sokağa çıkma yasağının ikinci günü ve yatak odasına gidince gıcırdattılar. tabii biz de sarhoşluğunu falan yüzüne vurarak, zorakiye evlendiğini söylediğini anlattık.
sonra sonra kapıya çıkarak, sanki kadın tutuyormuş da, puşt zorla duruyormuş havasını vererek bizi korkutmaya çalıştığı sovunu yaptılar. az buçuk da olsa sinirlerimiz bozuldu. neyse sonra tekrar oraya gittim ve bir müddet oyalanınca gene yaptı orospu, kavaşenin çocuğu. ben de yer misin, yemez misin, bu düzeneği yapan puşt, soysuz, soyu bozuk ibneler mi demedim hepsini söyledim. gazı çıkmış balon gibi pııssss kaldılar. sonra banyoya girdim ve saçımı kuruturken bu taraftaki geri zekalı başladı tak tak diye vurmaya. ona da kes lan göt, gerizekalı, sıçamaktan başka bi bok yiyemeyen gerizekalılar, o.çocuğu diye saydırdım.
şimdilik ortalık sessiz. artık küfür, ağzıma ne gelirse. alllahımmm tez zamanda corona olmalarını gönülden diliyorum. bu kadar azgınlıklarının sonu coronadan gebermek olsun inşallahhh.
&&&
dün gece 23 Nisan dı ve balkona çıkarak hep beraber, tabii ki aşağıdaki puştlar haricinde bütün mahalle okuduk. alkışlar, ıslıklar gırlaydı. her zamankinden çok daha fazla coşkuyla kutlandı.
&&&
bugün defterimi çıkarttım ve yeniden projeme devam edicem.
günler böyle gidiyor. ve artık çayı azalttım. kemik erimesi yapıyormuş. ve kuyruk sokumumdaki sinir sıkışması daha fazla düzelmeye başladı.

21 Nisan 2020 Salı

Dün Kemeraltı


dün kemeraltı'na gittik. nihayet suluboya kağıtlarından alabildik. ay nasıl bir sevinç içindeyim sayın seyirciler. ayrıca bir de tek olarak satılan sarı ve ultra marine rengini aldık. buna ilaveten bi de kuru siyah boya aldım. o dükkana girdiğimde bütün bütün o renkler, boyalar, kalemler, kağıtlar hepsini alma isteği ile doluyorum.
bir de açık olan yün dükkanlarından birinden okra sarı, vişne çürüğü ve siyah renkli yün aldım. daha önce örüp de beğenmediğim kırçıllı gri kazağıma ilaveten onları da yanında örcem. bence iyi olcak. şu el işlerinden hangisini yapacağımı şaşırmış vaziyetteyim. işte vakit buldukça hepsinden biraz biraz yapıyorum.
23 Nisan dolayısıyla, perşembe, cuma, cumartesi, pazar günü sokağa çıkma yasağı var. o yüzden bugün yine markete giderek, tuvalet kağıdı, puding, (birthday dolayısıyla) kedi dili bisküvi, çukulata, gofret, makarna ve tuz ruhu aldık.
tuz ruhu aşağıdakiler için, acayip derecede banyoyu pis kokutuyorlar. yiyip, içip .... başka yapmaktan başka bi şey yok. tabii bize takmalarının dışında. artık yürü ya Begüm diyorum ve yürüyorum. bütün gerçekleri aşağıya söylüyorum. kadın hop oturup, hop kalkıyor. tabii canım gerçekler acıdır ve ayrıca kaşınan sensin. geçen akşam karşılarındaki pislikleri yemeğe çağırdılar, tabii ki akıl danışmak için. onlar da tahmin ettiğimiz gibi yapın gürültüyü, yapın özellikle gece biz yattıktan sonra dediler. yattıktan sonra deliler gibi koşuyorlar. dinlenip dinlenip koşuyorlar. ben de saydırıyorum ve götümü devirip bir güzel uyuyorum.
ama var ya şu apartman hayatından bıktım usandım. her yerde bi mikrop çıkıyor. en iyisi takmayıp, sen de cevap vereceksin.
insanlar gerçekten çok kıskanç ve eğer senden bir çıkar elde edemiyorsa saldırmaya başlıyorlar. insan işte sonuçta çiğ süt emmiş.
artık insanlara çok anlam yüklediğim zamanları geçeli çoookkkkk oluyor.
bakalım biz hobilerimize devam edelim. gülüp eğleniyoruz. çok şükür ki, kendi içimizde huzurumuz yerinde. asıl önemli olan bu.
gün gelecek, bizim de planladığımız zamanlar gelecek.
şimdilik çav bella:)

16 Nisan 2020 Perşembe

Günlük


Salı günü terastaki saksıların içinde çıkmış otları hatır hutur temizledim. Bir de deli gibi büyümüş, dalları sarkmış sakız sardunya vardı. Kurumuş yapraklarını temizledim ve etrafınındaki kuru yaprakları temizlerken, kırmayayım diye klima motorunun üzerine kaldırdım, sonra indirdim. İyi ettim. Sonra daha önce kuyruk sokumumda sıkışmış olan ve uyuyan sinir uyandı. Belim nasıl sıkıştı anlatamam. Lavaboya bile eğilemiyorum ancak dizlerimi bükerek yüzümü yıkayabiliyorum. 
Neyse ki daha önce sinir sıkışıklıkları için almış olduğum ardıç yağı az da olsa kalmıştı.
 nur onu iki gündür sürdü. Şimdi biraz daha iyiyim. 
Bugün kurufasulya, ve yoğurt çorbası yaptım. Dünden yoğurduğum ekmek hamurunu da pişirdim. Artık alıştım ve güzel oldu.
Bugün biraz karşı çatıdaki bacaları çizdim. Sonra sehpanın üzerindeki yaprakları kurumuş portakalı ve bir de kitaptan kadın deseni. Ehhh fena değildi, hem de hiç değildi.
Sonra oturdum, iki tane yün motif ördüm. Aman canım motif dediysem bir dolu, bir boş.
Biraz önce başka yerdeki bloglarımı sildim. Şablona göre yönetime bildirilecekmiş. İki gece ordaki yazılarımı kopyaladım. Artık orada durmasına gerek yok. Mührü zamana uğradı der ya, eskiler aynen öyle.
Şimdilik bu kadar olsun efenim. Hoşça kalınızzz.

10 Nisan 2020 Cuma

Nisan 1


1 Nisan'da çok güzel bi şey oldu. Çokkk sevinçliyim, mutluyum, umutluyum ve tabii ki gururluyum.















Sonra efenim aşağıdaki gavat ve o.ç. dün gece çok güzel mat ettik ve şu anda çıt çıkmıyor. İnsanı çileden çıkarma diye bir deyim vardır ya hani, hah işte o hesap.
İnsanı çileden çıkarana kadar uğraştılar ve en sonunda hak ettikleri sözleri duydular.

Yaa bizim apartmandaki deli kadınları, Manisa'ya götürmüşler. Sanırım 15 gün kadar oldu. Gerçekten üzüldüm, ki, evlerini tam da deli evi gibi yapmalarından dolayı, apartmanın görüntüsü çirkinleşse de, gene de üzüldüm. Acaba ikisini ayırmışlar mıdır? Bilmiyorum ama insanlar gerçekten çok ürkünç. Karşıdaki zilli kadının başının altından çıktı bütün bunlar. Umarım, kendi evi de dağılır.

30 Mart 2020 Pazartesi

Bahar kısırı


Merhabalar efenim, bu güzel fotoğrafı Şubat ayı ortasında Urla'ya zeytinyağ almaya gittiğimizde çekmiştim. Evet, evet zeytinyağ almaya İzmir'den Urla'ya gidiyorduk. Çok da güzel oluyordu hem ziyaret, hem de ticaret oluyordu. Semt pazarındaki sabunluk gibi zeytinyağlarını almak zorunda kalmıyorduk hem de bizim için kısa bir gezi değişiklik oluyordu. Şimdi zeytinyağ biterse n'olcak bilmiyorum. N'olcak ayçiçek yağını alıp oturcaz aşağı.

Valla ben evde sıkılacağımı düşünmüyorum, zaten aşırı evcimen insanım. Ev de teras katı zaten baya büyük bi teras olduğu için çiçekler falan da var.
Bununla birlikte hobilerim de var. Yaa ben de şöyle bi handikap oluşuyor, örgü örerken eyvah bi sürü okunacak kitap var ve ben bunları örgü örerek kaçırıyorum duygusu oluyor, kitap okurken de -özellikle ite kaka ilerliyorsa- acaba örgü mü örseydim en azından üretim halinde olurdum duygusu oluyor. Ahhyyy işte nerden baksan iki ucu boklu değnek.

Zaten bugünlerde herkes ölümün kıyısında dolaşıyor ve çoğu kişinin çok az bir ömrü kaldı. Ne yazık ki... bir de şu corona virüs davası doğada fiziken daha güçlü -erkekler- ve daha fazla et yiyenlerde daha çok bulaşıyor gibi duruyor okuduğum bilgilere göre.

Benim vejeteryanlığım çokkk uzun yıllara dayanıyor. Daha önce bahsettiğim gibi sayın seyirciler ancak senede bir kere ya enginar ya da Ödemiş'e gittiysek köfte yiyoruz. Önce dişlerim sivrildiğini hissediyorum, yedikten sonra içimde o etin kokusunu çok kötü bir şekilde duyuyorum ve en sonunda da vicdan azabı duyarak bir dahaki enginar mevsimine ya da -eğer Ödemiş'e gidilirse- devam eder.


Sayın seyirciler ve sayın okuyucular bugün yemek olarak kısır yaptım. Halbuki dünden kalma ıspanak yemeği ve yoğurt çorbası vardı. Bi de yanına güzelll bi mor lahana salatası yapmıştım.
Salata bittabii ki bitti. Ispanaklar gene bitmedi ve yarına kaldı. Yarın mecburen mahallemizin mandrasına süt almaya ve Bim marketinden -mecburen- çünkü büyük ihtimalle gdo lu, tam buğday unu alacağız. Çünkü Kemeraltı'na gidemiyoruz ve ayrıca nereden biliyoruz ki, oradaki tam buğday ununun gdo lu olmadığını. A dostlar duydunuz mu, marketlerde instant maya kalmamış.

Ben, ben, bennn... ben var ya, bennn, kendi mayamı üretmeye başladım. Bugün dördüncü günüydü ve onun foşur foşur kabarmasını izlemek de çok zevkli oluyor. İki ayrı kavanozda hazırladım, ki bir kavanozda normal suyla diğeri ise ev yapımı yoğurt suyuyla hazırladım. Galibiyeti yoğurt suyuyla hazırlanmış olur gibi geliyor.

Bugün limon ve portakal çekirdeklerinin kabuklarını soydum ve iki ayrı saksıya diktim... hah hah hahah o da çok zevkli bir şey yaaa. Bir filiz versin, hemen fotoğrafını çekerek kalbimden temiz blogumda yayınlamayı bir vazife adlederim efenim.

Dün ayrıca kırmızı mercimekten kekimsi ekmek yaptım. Pek de güzel oldu. Un yemek -ekmek dışında- yasak efenim. Dün ve bugün hafif çaplı bir kabul günü havasında geçti. Sen çal, sen oyna babında. Zaten misafir sevmem, pek de arkadaşım yoktur. Nur bana yetiyor. 


Ay kardeş valla insan belli bir yaştan sonra, insan çekemiyor. Hee öyle uzaktan uzaktan feysbuklardan falan yeter de artar. Zaten insanlardan sıtkım sıyrılmış. Şöyle canım ne istiyor biliyor musunuz, şöyle doğada, şehir dışında bir müstakil ev alıp yazın deniz, kışın yürüyüş hobi falan yaşamımı bu şekilde devam ettirmek.Hobilerimden biri de, laptopumu açınca bütün her yere baktıktan sonra kapanışı yapmadan önce emlak sitelerinde müstakil evlere bakmak. Ki, bu da ayrı bir yazı konusu, bir gün de bunu yazayım bari diyerek, burada satırlarıma son vereyim...

28 Mart 2020 Cumartesi

Sıradan bir Cumartesi


Bugün yıkanmama orucundan kurtularak duş aldım ve çokkk iyi geldi. Sait Faik gibi oldum. O da bir hikayesinde anlatıyordu, aylarca yıkanmadım diye... hih hah hahahah...

Başka ne yaptın diye soracak olursa sevgili blogum. HİÇ! Tabii yeşil mercimek yemeği ve mor lahana salatası haricinde. Ekşi maya hazırlamıştım 2 gün önce, yeni aktive olmaya başladı. Yarın besleme yapmam gerekiyormuş ve yedinci günde hazırmış. Pazartesi Kemeraltı'ndan siyez unu falan alırız diye düşünmüştük ama watssap grubundan birinden 27 Mart / 7 Nisan arası dışarı hiç çıkmamız gerektiğini belirten bir yazı geldi. Ve biz de gitmemeye karar verdik.

Bu akşam düşük ihtimal akrilik (çünkü suluboya kağıdı bitti) bir resim yaparım, bilemiyorum. Belki de örgü.

Herşey monoton ama karantina monotonluğu. Ben ve bütün dünya eski rutin monotonluğunu özlüyor. Umarım sıradan zannettiğimiz o güzel günler sağlıkla geri gelir.

Başka anlatacağım bir şey yok. Küçük İskender'in bu kitabından pek de hoşlanmadım. Aslında adam haklı; şair ve şiir ve şairler hakkında yazmış. Ben de şiirle pek alakam yok. N'apiyim zorla değil ya.
Ama yine de bitirmek istiyorum, sonra ilk kez okuyacağım Sadık Hidayet'in Kör Baykuş'una başlıcam. Bu süreçle birlikte evde ne kadar çok okunmamış kitap olduğunu da farkettim. Kitapyurduna baktım, baya bi gecikme olabilir babından bi yazı yazmışlar. Biz de evden takılıcaz. 

Bu arada limon ve portakal çekirdeklerim 3. günü tamamladı ama ekemedim. Hava soğuk ve bu soğukta dışarı çıkıp ekmek istemedim. Malum kendimizi korumak zorundayız. Haydi bugünlük bu kadar olsun. Hoşça kalınız efenim...

27 Mart 2020 Cuma

Bir günün hikayesi...

Bizim elektrik süpürgesi 1997 den beri kullanıldığından, artık mortu çekmişti. Filtresi berbattı. Kış ortasında tamirciye götürdük ama bir iki kez kullandıktan sonra yine kullanılmaz hale geldi. 

Araştırdık falan ama aklımızın kestiği bir marka olmadı. O süreçte dikey elektrikli bir gırgır gibi bi şey aldık. Amann o kadar rahat, o kadar iyi geldi ki... Fırt eline al, mutfağa götür, fırt kedi kızın çıkardığı kum taneciklerini çek. Fakat o da gelgelelim, derin temizlikte çok da etkin olmuyordu.
Nur geçen telekom hazretlerine giderken, bim marketinde Miele marka elektrik süpürgesini 600 tl. ye görmüş. Bugün satışa sunulacaktı. Sabahın 10 da gittik. Bahçelievler Bim mağazında bulduk ve cavsladık. 
Gerçi kasada kız bir türlü kredi kartını aktive edemedi. Salak daha önce 600 tl lik alışveriş yaptınız mı falan diyor. Bi de göz möz devirip, atar yapıyor aklınca. Neyse diğer kasaya gidip, süpürgeyi alabildik. Eve geldik ve süper çıktı. İyi günlerde kullanalım ve ömrü uzun olsun ve arıza çıkarmaz umarım.
Sonra sabah 11 de pirinçli domatesli enginar yaptım. Şahane oldu.

Bugün sonrasında nasıl geçti, işkence kazağımın ipiyle bir dolu bir boş örmeye başladım, büyük bir motif yaptım. Arasına sarı ve siyah yün vardı biraz onlardan ekledim. Ama o renkler bitti. 

Evde kal Türkiye, ama nereye kadar, mesela Kemeraltı'ndan evde ekmek yapmak için siyez unu almaya gitmemiz gerekiyor; suluboya kağıdı ile, siyah renk suluboya kalemi almamız gerekiyor. Bu arada siyah ve sarı renk de aliciğim efenim... Büyük motifler yaparak birleştiricem. Ayy kendimi çok domestik görüyorum şu son günlerde.

Biraz da Küçük İskender'in "Türkçe sözlü hafif mavi" kitabından okudum. Denemelerden oluştuğu için devam da gerekmiyor...

Bugünler böyle gelip geçerken, yani biz insan denen canavarlar evlere tıkılmışken, doğa da bizden kurtuluyor sanki. Ağaçlar, nehirler, denizler sanki daha özgürleşti ve rahatladı sanırım. Sanki 70 li yıllardaki yaşam tarzına döndük. Tatil yok, evde üreterek vakit geçirme ve kendi kendine oldukça yetebilme becerilerine sahip olmaya dönüş başladı gibi. Instagramda ekemek yapmayanı ve fotoğrafını paylaşmayanı dövüyorlar. Tabii benim bir önceki postumdaki gibi değil, yaptıkları ekmekler. Hah hah hahahahah....

Ama bu tarza dönüş oldukça iyi ama hamur işini abartanlar da var baya. Poğaçalar, börekler, pastalar falan da filan da. Uzman hanımlar ve beyler, karbonhidrat tüketerek bağışıklığınızı düşürmeyin diyorlar. Biz zaten pek tüketmiyorduk. Pek tüketmemeyi de bıraktık, artık hiç tüketmiyoruz. /Ekmek dışında) Bağışıklık sisteminin güçlü olması çok önemli. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz ama bir türlü spora (çok da değil ya, ev şartlarında) başlayamadım. Klasik olmasın diye Pazartesi başlıcam demicem, Salı ya da Çarşamba başlarım. Hah hah hahahah... Bilemedin, Perşembe.
Hadi bakalım şimdilik hoşça kalınız efenim...
Biraz internet alemlerinde dolaşayım ve sonra da mutfak ofisime gidip, bulaşıkları yıkayayım...

25 Mart 2020 Çarşamba

Ekmek yaptım

(Biliyorum görüntüsü çok kötü oldu ama benden dolayı değil, setüstü mini fırından dolayı. Artık fırının huyuna göre davranıcam)

Nur, dün gece youtube da ekmek tarifi bulmuş. Hemen izledik tabii. Kadın tarifi çok güzel bütün püfleriyle anlattı. 28cm çapında bir tencerede yapılıyor. Meğer çok kolaymış. Tek zorluğu, ona da zorluk diyemem, iki saat aralıklarla içe doğru yoğurmak.


Sabahleyin "yaşasınnn bugün ekmek yapıcam" diyerek uyandım. Koronanın iyi yönlerinden biri de insanın kendine yetebileceğini, satın aldığımız herşeyin çok da elzem olmadığını öğretmiş oldu.Üretmek beni mutlu ediyor.

Bugün klasik kış çorbamız ezogelin çorbası ve ıspanak yaptım. Yarın semt pazarı da olduğu için hazırda olsun diye, zeytinyağlı pırasa yaptım. Bi de üstüne ekmek mayalama işleminin ilk aşamasını yaptım. Un taaa geçen seneden kalmaydı ama kurtlanma falan olmamış neyse ki. Zaten ilk deneme aşamasında beyaz unla yapmak istiyordum. Malum siyez ununun kilosu 12 tl. Tabii bugünlerde umarım daha da  zamlanmamıştır.

Neyse efendim bi güzel mayaladım, üzerini streç filmle kapadım, örtü mörtü iki saat uykuya bıraktım. Bu arada hemen markete gittim ki, -çok da yorgundum- bi de markete gitmek için iki dik yokuş tırmanmam gerekiyor. Neyse gittim un aldım, zira mermerin üzerinde yoğururken una ihtiyacım vardı, onu aldım falan. Gelir gelmez haydi tekrar havasını alıp ikinci kez yoğurdum. Sonra yine dinlenmeye, uykuya daldı.

Yarım saat bekledikten sonra tekrar yoğurup, tencereye koydum. Acayip güzel kabardı fakat pişme aşaması sıkıntılı oldu, zira bizim fırın mini tezgah üstü fırınlardan ve alt üst açmak gibi bir hata yaptım, üzeri bi kısmı hafif yanıkımsı oldu. Neyse diğer görüntüsü gayet iyi. Zaten bunu deneme için pişirmişti. Tecrübe. Şu anda soğuma aşamasında, biraz sonra fotoğrafını çekip, buraya koyarım -sanırım yarın.-

Yarın deyince sabah semt pazarı var ve sonra bulunmayan ilacımı bulmaya, 9 eylül hastanesinin karşısındaki eczacılara gidicem. Nasıl da gözümde büyüyor.

Yorgunum ve sırtım ağrıyor. Biraz sonra bulaşıkları yıkamaya gidicem.
Haaa, bi de dün gece gene youtube da bir kadın limon çekirdeğinden fide elde etmeyi yani miniminnacık gösterdi. Çekirdekleri bütün olarak çıkarıp üç gün suda beklettikten sonra, zarını çıkararak toprağa dikiyorsunuz. Portakal çekirdeği de suya koydum. Ayy işte bütün bunlar beni bugüz ziyadesiyle mutlu etti.
Şimdilik hoşçakalaınız efenimmm....

24 Mart 2020 Salı

Ütüler, örgüler...


Şubat sonunda Z. geleceğini söylediğinde, evi temizleme ihtiyacı hissettik. Sonuçta ilk kez gelecekti ve çatıda oturduğumuz için özellikle salonun tavanı yer yer kalkmış ve kararmıştı.

Hadi Mart başında gibi bir güzel boya badanaya başladık. Tabii o zaman korona virüsü sadece Çin'deydi. Ve durumların bu hale geleceğini hiçbirimiz tahmin etmemişti. Neyse bizim temizlik erken başladı ve bitti. Ve şimdi bir distopyanın içinde yaşıyoruz.

Arkadaşın gelmesi de ertelendi, zaten ne zaman geleceksin diye sorsam sanki dalga geçmiş gibi olacak ahahhahah...

Ama meğer sadece tavan değil her yer leş gibiymiş. Koltukların altlarından leş gibi sular çıktı. Acayippp bi dip temel temizlik oldu. Temzilik süresince uyku zamanı geldiğinde uykum gelmiyor adeta sızıyordum. Göz kapaklarımın üzerine kiloluk ağırlık konmuş gibi oluyordu ve zart diye uyuyordum. Ama canımızı dişimize taka taka yaptık bitirdik.
Bugün son kalan ıvır zıvır mefruşat örtülerini ütüledim. Nur telekoma interneti uzatmak için gitti.

Temizlik süresi boyunca garip ama beni kitap okuma çekmedi, rengarenk yünler çekti. Bir zamanlar birtakım renkli yünler almıştım. Bir dolu bir boş, küçük küçük, yedi sekiz tane motif örmüştüm. Sonra onlar bir köşede usul usul, sessiz sedasız bir torbanın içinde beklediler. İşte artık dünden beri, onları örmeyi canım çok çekti. Dün biraz ördüm aman yarabiiimmm nasıl iyi geldi. Bugün de ördüm, o da çok iyi geldi. Bizim yukarıdaki caddede 80 yaş üzeri bir adam vardı yün satan, 65+ sokağa çıkma yasağı çıkana kadar adamın dükkanı açıktı ama yasak günü gelince dükkanı da kapattı gitti. Adam dükkanının önündeki taburede olduğu yerde uyuklayıp duruyordu. Keşke dedim o zaman alsaydım birkaç tane daha yün. Üç sene aldığımda pintiliğimden dört tane almıştım ve şimdi aynı renklerle örüp duruyorum.
Ayy bi de kendime gri kırçıllı bi yün almıştım, kazak örerim diye. Uzun yıllar kazak örmeyince ne kolları uydu, ne de yakası. Bir gün giydim, kollarım Filistin askısında gibi kasılıp kalmıştı, yakası gırtlağıma dayandı, yani o gün baya bi işkence çekmiştim.

Sonra onu ördüm, gene o sökük yünü örmeye kalktım, ama ip inceldi, örgüsü boktan bişi oldu, şimdi o yünden gene bir dolu bir boş örmeye başladım. Artık yün çıktığınca. Yün de zaten düğüm düğüm garip bi şey oldu. Dedim, ben bi daha kazak örmeye yün mün almıcam. Zaten kışın her yer (avm) sinemalar falan hamam gibi oluyor, pişip duruyorum. Çok olmasa da yeteri kadar (yanlış anlaşılmasın, üç beş tane) kazağım var, onlar da çalışmadığım için fazla fazla yetip artıyor.
Bugün o motiflerin fotoğrafını çekip de kalbim kadar beyaz blogumda yayınlıcaktım ama haldır haldır örmekten unuttum gitti.

Koronodan önce kendime Inkilap yayınevinden Sadık Hidayet'in Kör Baykuş ve Küçük İskender'in Türkçe sözlü Hafif Mavi isimli kitaplarını almıştım. Sadık Hidayet'inkine başlayamadım ama Küçük İskender'inki  denemelerden oluştuğu için onu az da olsa okuyabildim ama tamamını okuyamadım tabii ki...
Haaa dün akşam suluboya resim de yapabildim. Aman bi özlemişim, bi özlemişim. Gerçi uzun zamandan beri yapmadığım için pek güzel olmadı. Nur "oldu yaa, oldu, güzel güzel" dedi. Neyse sonra benim de içime sindi gibi.
Bugün çoookkkk uzun zamandan beri ilk defa kıymalı makarna yaptım. Köpüre köpüre yedim valla. Aslında hiç et yemiyorum yani aslında vejeteryanım ya, enginar zamandında biraz bozuluyor bu iş ve bundan dolayı da büyük bi vicdan azabı çekiyorum. İşte aldığımız 1 kg kıymadan kalan son küçük parçayı makaraya sos yaptım. Bitti ve enginar mevsimi devam ediyor, tabii ki de artık kıyma almıcaz, ya domatesli pirinçli zeytinyağlı yemek ya da pirinçle dolması yapılacak.

Bugün de böyle geçti. Halâ sırtım ağrıyor. Canım spor da yapmak istiyor ama şu önümüzdeki hafta dinleneyim, yorgunluktan ölüyorum. Tabii yorgunluk sadece temizlikten ibaret değildi, alçı işlerini ve boyayı da bennn yaptım. Bu yüzden pislik ustaları eve sokmadığımız için kendimi canı gönülden tebrik ediyommmm...