30 Mart 2020 Pazartesi
Bahar kısırı
Merhabalar efenim, bu güzel fotoğrafı Şubat ayı ortasında Urla'ya zeytinyağ almaya gittiğimizde çekmiştim. Evet, evet zeytinyağ almaya İzmir'den Urla'ya gidiyorduk. Çok da güzel oluyordu hem ziyaret, hem de ticaret oluyordu. Semt pazarındaki sabunluk gibi zeytinyağlarını almak zorunda kalmıyorduk hem de bizim için kısa bir gezi değişiklik oluyordu. Şimdi zeytinyağ biterse n'olcak bilmiyorum. N'olcak ayçiçek yağını alıp oturcaz aşağı.
Valla ben evde sıkılacağımı düşünmüyorum, zaten aşırı evcimen insanım. Ev de teras katı zaten baya büyük bi teras olduğu için çiçekler falan da var.
Bununla birlikte hobilerim de var. Yaa ben de şöyle bi handikap oluşuyor, örgü örerken eyvah bi sürü okunacak kitap var ve ben bunları örgü örerek kaçırıyorum duygusu oluyor, kitap okurken de -özellikle ite kaka ilerliyorsa- acaba örgü mü örseydim en azından üretim halinde olurdum duygusu oluyor. Ahhyyy işte nerden baksan iki ucu boklu değnek.
Zaten bugünlerde herkes ölümün kıyısında dolaşıyor ve çoğu kişinin çok az bir ömrü kaldı. Ne yazık ki... bir de şu corona virüs davası doğada fiziken daha güçlü -erkekler- ve daha fazla et yiyenlerde daha çok bulaşıyor gibi duruyor okuduğum bilgilere göre.
Benim vejeteryanlığım çokkk uzun yıllara dayanıyor. Daha önce bahsettiğim gibi sayın seyirciler ancak senede bir kere ya enginar ya da Ödemiş'e gittiysek köfte yiyoruz. Önce dişlerim sivrildiğini hissediyorum, yedikten sonra içimde o etin kokusunu çok kötü bir şekilde duyuyorum ve en sonunda da vicdan azabı duyarak bir dahaki enginar mevsimine ya da -eğer Ödemiş'e gidilirse- devam eder.
Sayın seyirciler ve sayın okuyucular bugün yemek olarak kısır yaptım. Halbuki dünden kalma ıspanak yemeği ve yoğurt çorbası vardı. Bi de yanına güzelll bi mor lahana salatası yapmıştım.
Salata bittabii ki bitti. Ispanaklar gene bitmedi ve yarına kaldı. Yarın mecburen mahallemizin mandrasına süt almaya ve Bim marketinden -mecburen- çünkü büyük ihtimalle gdo lu, tam buğday unu alacağız. Çünkü Kemeraltı'na gidemiyoruz ve ayrıca nereden biliyoruz ki, oradaki tam buğday ununun gdo lu olmadığını. A dostlar duydunuz mu, marketlerde instant maya kalmamış.
Ben, ben, bennn... ben var ya, bennn, kendi mayamı üretmeye başladım. Bugün dördüncü günüydü ve onun foşur foşur kabarmasını izlemek de çok zevkli oluyor. İki ayrı kavanozda hazırladım, ki bir kavanozda normal suyla diğeri ise ev yapımı yoğurt suyuyla hazırladım. Galibiyeti yoğurt suyuyla hazırlanmış olur gibi geliyor.
Bugün limon ve portakal çekirdeklerinin kabuklarını soydum ve iki ayrı saksıya diktim... hah hah hahah o da çok zevkli bir şey yaaa. Bir filiz versin, hemen fotoğrafını çekerek kalbimden temiz blogumda yayınlamayı bir vazife adlederim efenim.
Dün ayrıca kırmızı mercimekten kekimsi ekmek yaptım. Pek de güzel oldu. Un yemek -ekmek dışında- yasak efenim. Dün ve bugün hafif çaplı bir kabul günü havasında geçti. Sen çal, sen oyna babında. Zaten misafir sevmem, pek de arkadaşım yoktur. Nur bana yetiyor.
Ay kardeş valla insan belli bir yaştan sonra, insan çekemiyor. Hee öyle uzaktan uzaktan feysbuklardan falan yeter de artar. Zaten insanlardan sıtkım sıyrılmış. Şöyle canım ne istiyor biliyor musunuz, şöyle doğada, şehir dışında bir müstakil ev alıp yazın deniz, kışın yürüyüş hobi falan yaşamımı bu şekilde devam ettirmek.Hobilerimden biri de, laptopumu açınca bütün her yere baktıktan sonra kapanışı yapmadan önce emlak sitelerinde müstakil evlere bakmak. Ki, bu da ayrı bir yazı konusu, bir gün de bunu yazayım bari diyerek, burada satırlarıma son vereyim...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder